Mali Müşavir Münür Şahin, Türkiye'nin iç siyaset gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.
1980 döneminde yaşanan kaos ortamına dikkat çekerek bilk ve beraberliğin önemine değinen Şahin, şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye’nin uyguladığı bağımsız dış politikalar,teröre karşı elde ettiğimiz başarılar,savunma sanayinde büyük atılımımız,alt yapıda,ulaşımda,sanayileşmede,enerjide,sağlıkta,eğitimde kısaca her alanda büyük değişim ve başarı kazandığımız dönemdeyiz. Ekonomide,gelir dağılımında,enflasyonist ortamda ve hepimizin bildiği bazı konularda eksikliklerimizin olduğunu biliyoruz.
Suriye,Irak,Libya,Sudan,Somali,kısaca Afrika,Balkanlar,Ukrayna vb. kısaca bölgemizde ve Dünya’da etkin ve gündem belirleyen,sözü dinlenen güçlü Türkiye olarak dostlarımıza güven,düşmanlarımıza korku veren konumdayız.Türkiye hiç olmadığı kadar dış politikada etkin hale geldi.Avrupa bile artık Türkiyesiz güvende olamıyacağını biliyor.
Geçmişte Türkiye ne zaman güçlense mutlaka içerden sağ-sol,alevi-sünni,Kürt-Türk,Laik-İrticacı vb.sunni gündemlerle hep birbirimize düşürüldük ve çok büyük ekonomik kayıplara ve insan kaynağımızın büyük zarar görmesine yol açtık.Biz birlik ve beraberlik içinde olmaya çalıştıkça birileri Türkiye’nin ayrışmasına çanak tuttu.Terörsüz Türkiye gündemimizde ve hiç olmadığı kadarda büyük uğraşlarla sonuç alınacak gibi görünüyor.
Farklı görüşlerde de olsak demokrasimizin gücü sayesinde 2023 yılında genel ve 2024 yılında yerel seçimleri yaptık.Seçimler son derece demokratik bir bicimde gercekleşti.Secimlerde Genelde Cumhur İttifakı,Yerelde de muhalefet başarı elde etti.Takvime uyulursa genel secimler 2028 yılında, yerel seçimlerde 2029 yılında yapılacak.Yani şu an Türk halkı yerelde ve genelde seçtiklerinden hizmet bekliyor ve seçimlere cok uzun zaman var.Kısaca gündem seçim değil,çalışma zamanı.
Ama hepimize huzur ve istikrar adeta batıyor ve macera arıyoruz.Seçimlere uzun bir süre olmasına rağmen birden seçim havası yaratıp adaylar belirliyoruz.Yerelde büyük şehir belediye başkanları şimdiden yerel seçimlerde aldıkları sorumlulukları halka verdikleri sözleri unuttular ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı mücadelesine girdiler.Belediye Başkanlarının bu talebinin haklarında acılan ciddi davalar olduğunu gördük.Tabiki yargıya intikal etmiş davalarda sonuç alınmadan yorum yapmak doğru değil.Seçimlere kadar tüm davalar sonuçlanır ve isteyenin aday olabileceği sürede var.
Özellikle ana muhalefet partisinde geçmiş genel kurul ve İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki usulsüzlükler ve ciddi hukuksuzluklar bizzat ana muhalefet partisi mensubu yöneticiler ve kişilerce yargıya iletildi.Yargıda bu ihbar ve verilen belgelerden yola çıkarak soruşturmaya başladı ve davalar ciddi boyuta geldi.Önceki dönem Genel Başkanın genel kurulda aday olmayacağını farklı bir dille ifade etmeside kamuoyunda değişik algılandı.
Ana muhalefet Partisi Lideri kendisini parti başkanlığına taşıyan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanına vefa duygusuyla kontrolü kaybetti.Muhtemelende bazı soruşturmalar ve hukuksuzlukların sonuçları çok şeyi etkileyecek.Bu yüzden ana muhalefet partisi lideri soruşturmaları ve tutuklamaları siyasi olarak görüp,toplumu ayrıştıracak çağrılarla ortamı iyice germeye başladı.Boykot ve sokağa çıkma cağrılarına ne yazıkki masum insanların yanında aşırı sol örgütler ve bu kaos ortamını bekleyen kesimlerde uydu.Gezi olaylarında olduğu gibi polise saldırlar,esnafa saldırılar,kamu malına zarar vermelerle devam eden protestolar hak aramadan cıktı farklı alanlara kaymaya başladı.
1980 Öncesi olayların çok çilesini çekmiş ve yaşamış biri olarak toplumdaki ayrışma beni ürkütüyor.Farklı görüşlerde de olsak bir çok dostumuz,arkadaşımızla var olan mükemmel birlik ve beraberliğimiz zarar görsün istemeyiz.Bize göre tüm arkadaşlarımız farklı görüştede olsa dürüst ve doğru insanlar.Ana muhalefetiyle,iktidarı ile Bilecik’te yaşıyan insanlar birbirine güveniyor.Zaten geçmiştede Belediyedeki malum hukuksuzluğa kimse sahip çıkmadı ve suçlular yargı ile baş başa bırakıldı.
Bizzat kendi parti yönetici ve üyeleri tarafından ortaya çıkarılan;Ana muhalefet partisi eski genel kurulundaki iddialar ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinde iddia edilen olaylar kısa sürede açığa kavuşmalı.Toplumda gerçekten suçluymuşlar,belgeler bunu gösteriyor,yargı elindeki belgelerle doğru karar verdi kanaati oluşmalı.Ya da suçsuz oldukları ortaya çıkmalı.Eğer davalar uzarsa toplum dahada gerilecek.En azından çok kısa sürecek iddialar ilgili davalar bir an önce sonuçlandırılmalı.
Sağlıklı bir toplum ancak birbirine güvenen insanlardan oluşur. Birbirine güvenmeyen insanların oluşturduğu toplumda sevgi, saygı ve dostluk ortamından bahsedilemez. Bu da birlik ve beraberliğin zayıflamasına yol açar.İslam dini sosyal hayatı düzenleyen ilkeleriyle güvenilir insanlardan oluşan bir toplum meydana getirmek ister.Müslüman,”insanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir”.
Geldiğimiz nokta ise çok dramatik;”Din,Hukuk,Ahlak,Etik”bizi birbirimize kardeşlik duyguları ile bağlamaya yetmiyor.Yalan,iftira,dedikodu ve sonrası algı yönetimi herşeyin önüne geçiyor.Allah sonumuzu hayır etsin ve hepimize doğruları göstersin."